Güneşli bir öğleden sonra. Pencereden dışarı bakarken cama alnını dayıyor sonra hemen aklına geliyor annesinin hiç hoşlanmayacağını. İrkilmişçesine çektiğinde kafasını görüyor izini alnının. Omuz silkip evin girişine doğru ilerliyor. Bağcıklarını hiç çözmediği ayakkabılarını tek hareketle ayağına geçiriyor ve kendini sokağa atıyor.
Yüzüne vuran hafif bir esinti. Keşke güneş gözlüklerini alsaydı. Havanın içinden geçen baharla karışık yaz kokusu bir de deniz kokusunu getiriyor şimdi burnuna. İçine çekiyor aklına kazımak ister gibi. Karşıdan karşıya geçip sahile doğru hızlı adımlar atıyor. Bazen sizi rahatlatacak bir yer bulmak çok zordur. Odanıza, evinize, kendi içinize sığamazsınız. O zaman aklınıza en güzel anılarınızı yaşadığınız yeri getirin. Bir sevgiliyle olan.. belki bir arkadaşla.. belki de tek başınıza. Kendinizi oraya götürün.
Bu sefer yalnız. Belki ağlayacaksınız. Gözlerinizden istemsiz akacak yaşlar. Anılar kafanızda tur atmaya iyice alıştıktan sonra her turda bir kat daha hıçkırık eklenecek sarsılacaksınız. Bunlar sadece yan etkileri. Oradan ayrıldığınızda arkanızda bıraktıklarınızın yanında hiçbir şey.